skip to main | skip to sidebar

About me

Fotoğrafım
oğul.
Profilimin tamamını görüntüle

Archivo del blog

  • ► 2010 (9)
    • ► Ağustos (6)
    • ► Mayıs (2)
    • ► Nisan (1)
  • ▼ 2009 (33)
    • ► Kasım (6)
    • ► Ekim (4)
    • ► Eylül (4)
    • ► Nisan (7)
    • ▼ Mart (4)
      • bi'fotoğraf çekinebilir miyiz
      • kürkçü dükkanının terası
      • update yourself beybi
      • zaman aşımı
    • ► Şubat (2)
    • ► Ocak (6)
  • ► 2008 (5)
    • ► Aralık (5)

for the road

update yourself beybi

14 Mart 2009 Cumartesi

kısmen zorunluluktan, kısmen tercihen bu haftasonum bomboştu. oysa ki ışıl'larda toplanma mis gibi olacaktı, başka bir zamana artık. bende kendimi hayata/gündeme/olaylara karşı güncelleme ihtiyacı hissettim. bu boşluğu böyle değerlendirmek akıllıca olacaktı. mamafih önce kendi içimdeki boşluğa ulaşmalıydım. ilk başta bunun yıllar önce bıraktığım bir alışkanlık olan 'kitap okuma' eylemi olduğunu düşündüm. bu yüzden elif şafak'ın son kitabını edindim. daha önce sadece 'araf'ı okumama rağmen, sanki bütün kitaplarını okumuş bir edayla ''elif şafak mı ? aman tanrım! çok severim ama uslubu ne bileyim biraz kekremsi bir tat bırakıyor ruhumda'' tarzındaki akla ziyan yorumlarda bulunmam gerçekten beni bile şaşırtıyordu. bir kitabı elime almayı, kitabın beni içine almayalı epey zaman olmuş. her ne kadar konu ilgimi çekse de son 9 saattir gayet okumuyorum. onun yerine kıdemli dostlar facebook,ekşisözlük,youtube gibi sitelerde vakit değelendiriyorum(!).
eski alışkanlıkları yeniden kazanmak mümkün mü, yoksa onlar artık aldıkları eski sıfatına yakışmak için artık tamamen geçmişte mi yaşamaktalar? carrie yanımda olsa da bir episode çeksek kendisi ile.

gördüm ki; ıh-ıh kitap okumak değilmiş bende ki bu eksiklik. aşk mı acaba dedim, yok o asla değil. hiçbir zaman eksikliğini hissetmeyecek miyim acaba diye düşündüm, belki yaşlanınca ama şimdi değil. Akşama doğru tek başına odada otururken ve gayet iç huzurumla beraber müzik dinlerken buldum, yine buldum, bir kez daha buldum. içimdeki boşluğun adu üretmemek. illa film çekmemek değil, o da var tabi ama genel anlamda üretmemek. birşeyler yazmamak, çekmemek, oynamamak, söylememek, düşünmemek. zaten bildiğim bir şeyi bu sefer kesin delillerle gözümün içine sokuyorum. bunu anlamamı kolaylaştıran nil karaibrahimgil'in babasına da çok teşekkür ediyorum. hani olurda bir gün sanatçı falan olursam (bkz.sanatçı falan olmak) sırf bu özelliğim yüzünden olabilirm bence. üretemeyince kendimi çok huzursuz hissediyorum azizim öyle mi paşam, o zaman başla, bir yerden başla. kahretsin ki biliyorum kendimi içime sinen bir şey olmayınca da güzel popomu asla kaldırmıyorum. ama fazla vaktim kalmadı. soru işaretlerim bir bir noktalara dönüşürken benim de öne sürecek bahanelerim yavaş yavaş yok oluyor.
seyrimi cidden merak ediyorum.

written by oğul. an: 22:30  

2 reaksiyon:

Su İlemre dedi ki...

sonuna kadar katılablir miyim sana?

18 Mart 2009 01:41  
benimle oynar mısın? dedi ki...

"eski alışkanlıkları yeniden kazanmak mümkün mü, yoksa onlar artık aldıkları eski sıfatına yakışmak için tamamen geçmişte mi yaşamaktalar?"

biz eski olmalarını istediğimiz için mi eskiler acaba? bazen asla "eski" sıfatını yakıştıramıyoruz ya hani. eski olamıyolar bi türlü, yeni doğmuşçasına canlı, yaşatıyoruz onları. ne zaman ki biz eski olmaları gerektiğini düşünüyoruz, o zaman eski oluveriyolar. her şey yine 'biz'de mi bitiyor ne..

27 Mart 2009 18:41  

Yorum Gönder

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
Kaydol: Kayıt Yorumları (Atom)

Blog Design by Gisele Jaquenod